Koronavirüs için ağuz sütü

İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü akademisyenlerinden Yrd. Doç. Dr. Yavuz Örnek, günümüzde dünyanın tamamına yakın salgın bir hastalık olan koronavirüs ile ilgili açıklamalarda bulundu.

Açıklamalarına korona virüsün isimlendirilmesiyle başlayan Yrd. Doç. Dr. Örnek: “İngilizcede yani uluslararası bilim dilinde COVİD-19 olarak isimlendirilmiştir. CO-Corona, Vİ-Virüs, D-Disease yani hastalık ve 19 ise salgının başladığı yıl olan 2019’u ifade etmektedir” dedi.

Kronavirüsle ilgili açıklamalarına devamla akademisyen Örnek: “Hastalığın insan ağzından çıkan çok küçük sıvı zerreleri ile bulaştığına inanılmaktadır. Fakat bulaşmanın yalnız bununla olduğu kesin değildir. Hastalarla temas, yakın mesafede konuşma ve etrafa değen ellerin yüze ve göze sürülmesi ile virüs bulaşabilmektedir. Virüsün çoğalma zamanı hakkında net bilgi yoktur. Fakat belirtileri çoğunlukla bir hafta kadardır. 3-4 haftaya kadar da çıkabilmektedir” ifadesinde bulundu.

 

Virüsün bedenden başka bir ortamda canlı kalma süresi net olarak bilinmediğini belirten Örnek, sözlerine şu şekilde devam etti: “Virüsler mikroplardan yani zararlı bakterilerden 20-400 kat daha küçüktür. Onlarca virüs bir mikrobun bedeninde yaşayabilmektedir. Mikropları öldüren virüsler de vardır. Gelecekte hastalık yapan mikropları öldürmek için bedene zarar vermeyen virüsler geliştirilecektir.
Bir virüsün bedenin dışındaki bir ortamda iki gün canlı kalması doğru olabilir. Fakat çevremiz bakteri dolu. Misal bedenimizde 40 trilyon bakteri varken 30 trilyon hücremiz vardır. Yani vücudumuzdaki bakterilerin sayısı hücrelerimizden 10 trilyon fazladır. Bu rakamın daha fazla olduğunu söyleyen bilim insanları da vardır.”

Açıklamalarında bakterilerin çoğalma ve yayılmasına da değinen Örnek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bakteriler sayısı en çok olan canlılardır. Bunların sayısının yanında diğer canlıların sayısı okyanusta bir damla gibidir. Küçük bir toprak parçasında, havadaki bir su damlacığında veya bir toz parçacığında binlerce bakteri vardır. Sineğin bir ayağında ve insan bedenindeki bir kılda da binlerce bakteri vardır. Duvarda, masada, elbisede yürüyen bir sinek karda gezen insan izi gibi bakteriler iz bırakır. Tek bir bakterinin sayısı sadece bir günde bölünüp çoğalarak yetmiş milyonu bulabilir. Bakteri havada uçmasa da rüzgârların taşıdığı toz zerreleri ile taşınabilmektedir. Bakterilerin hastalık yapanlarına mikrop diyoruz. Bağırsaklarımızda B ve K vitaminlerini yapan faydalı bakteriler de vardır.

Bu kadar çok bakterinin bulunduğu bir ortam bedenimizin dışında virüslerin yaşamasına imkân tanımaktadır. Dolayısıyla virüsün her zaman yayılmasının mümkün olduğu bir gerçektir. Bakterilerin bünyesinde yaşayan virüs mutasyona uğrayarak yıllar sonra o bakteriyi içeren gıdayı alan kişiyi hasta edebilmektedir.
Bu virüs bir zaman önce başka bir virüsün mutasyona uğramış halidir. Bakterilerin bünyesinde yaşamaktaydı. O bakteri de zararlı bir canlının, bir hayvanın bedeninde bulunmaktaydı. Hayvanı hasta etmeyen virüs hayvanı yiyeni hasta etmiş ve yayılmıştır. Çinliler çok değişik hayvan yedikleri için bakteriyi dolayısıyla virüsü kaptılar. Bakteriler hastalık yapanlar ve bedene faydalı olanlar olmak üzere iki gruba ayrılırlar. Hastalık yapan bakterilere mikrop denir (patojen). Faydalı bakterilere probiyotik denir. Bağırsaklarımızda B ve K vitaminlerini yapan bakteriler vardır. Misal yeni doğan bir bebeğin bağırsaklarında B ve K vitaminlerini yapan bakteriler yoktur. Üç gün içinde bağırsaklara yerleşirler ve vitamin yapmaya başlarlar. Doğumdan hemen sonra bedenin ihtiyacı olan B ve K vitaminlerini her bakımdan zengin ağız sütü karşılar. Virüsler bakterilerden 10-100 kaç daha küçüktürler. Zararlıdırlar. Fakat hastalık yapan bazı bakterileri yok eden virüsler de vardır.”

KORONAVİRÜSTEN KORUNMANIN BAZI YOLLARI

Bir bölgedeki herhangi bir salgında herkesin hasta olmamasının bazı sebepleri vardır. Bunların en önemlisi bedenin savunma sistemidir. Bedenin savunma sistemi sağlıklı beslenme ile artmaktadır. Fakat savunmanın artmasının başka bir sebebi daha vardır. Beden daha önceden benzer fakat hafif bir hastalık atlatmışsa bedende antikorlar üretilmiştir. Bu antikorlar yeni ve güçlü bir salgında bedeni koruyabilir.

Yrd. Doç. Dr. Örnek, “Hayvanların ağuz sütü kanaatimce en koruyucu gıdadır. Çünkü o süt her bakımdan çok zengindir. Herise yani keşkek bedeni çok kuvvetlendirir. Buy yani çemen (pastırmaların üstüne sürülen çemen ismindeki macun; sarımsak, kırmızı biber ve buy tohumu unudur), hakiki bal, zencefil, sirke, limon, havuç, çörek otu ve hurma bedenin savunmasını arttırdığı için aşırıya kaçmadan tüketilmesini önemle tavsiye ederim” dedi.

Diğer Yazılar

Yeşil kahve diyeti nasıl yapılır?
Diyet & Zayıflama
Diyet & Zayıflama

Yeşil kahve diyeti nasıl yapılır?

Aktar Diyari - 3 Temmuz 2020

Yeşil kahve herkesçe bilinen kahvenin kavrulmamış ve işlem görmemiş halidir. Yeşil kahve herkesçe bilinen kahvenin kavrulmamış ve işlem görmemiş halidir. Ham olduğu için doğal rengini koruyan yeşil…

Meğer bu yüzden kilo verilemiyormuş! İşte metabolizmayı hızlandırmanın yolları…
Spor Fitness
Spor Fitness

Meğer bu yüzden kilo verilemiyormuş! İşte metabolizmayı hızlandırmanın yolları…

Aktar Diyari - 1 Temmuz 2020

Yediği halde kilo almamak, yani hızlı bir metabolizma sahip olanlar için bir lütuf ve her insanın isteğidir. Daha hızlı kilo vermek için metabolizmanızı hızlandırmak istiyorsanız yazıyı sonuna…

Hamilelikte ıhlamur kullanımı: Zararlı mı, faydalı mı?
Anne & Bebek
Anne & Bebek

Hamilelikte ıhlamur kullanımı: Zararlı mı, faydalı mı?

Aktar Diyari - 1 Temmuz 2020

Anne adayları hamilelik döneminde yedikleri, içtikleri her şeye ayrı bir özen göstermelidir. Anne adayları hamilelik döneminde yedikleri, içtikleri her şeye ayrı bir özen göstermelidir. Çünkü normal zamanda…

Leave a Comment

Your email address will not be published.

By kategorideki diğer yazılar